financially supported by Pera-Blätter Pera-Blätter Eugene Rogan Oxford Üniversitesi,...

Click here to load reader

  • date post

    21-Apr-2020
  • Category

    Documents

  • view

    1
  • download

    0

Embed Size (px)

Transcript of financially supported by Pera-Blätter Pera-Blätter Eugene Rogan Oxford Üniversitesi,...

  • Pera-Blätter

    Orient-Institut Istanbul

    Heft 33 (Türkische Version)

    2017

    Copyright

    Das Digitalisat wird Ihnen von perspectivia.net, der Online-Publikationsplattform der Max Weber Stiftung – Deutsche Geisteswissenschaftliche Institute im Ausland, zur Verfügung gestellt. Bitte beachten Sie, dass das Digitalisat urheberrechtlich geschützt ist. Erlaubt ist aber das Lesen, das Ausdrucken des Textes, das Herunterladen, das Speichern der Daten auf einem eigenen Datenträger soweit die vorgenannten Handlungen ausschließlich zu privaten und nicht-kommerziellen Zwecken erfolgen. Eine darüber hinausgehende unerlaubte Verwendung, Reproduktion oder Weitergabe einzelner Inhalte oder Bilder können sowohl zivil- als auch strafrechtlich verfolgt werden.

  • Eugene Rogan

    Büyük Savaş’ın Osmanlı

    Cephesindeki Esirleri

    Ulusal Perspektiflerin Ötesinde Harb-ı Umumî The Great War Beyond National Perspectives

    Thyssen Lectures V

    Pera-Blätter 33

  • Pera-Blätter

    Eugene Rogan Oxford Üniversitesi, Modern Ortadoğu Tarihi profesörü ve Oxford’daki St Antony’s College Ortadoğu Merkezi direktörüdür. 2017’de Britanya Akademisi’ne üye seçilmiştir. Lisans derecesini ekonomi alanında Columbia’dan, yüksek lisans ve doktora derecelerini ise Ortadoğu tarihi alanında Harvard’dan almıştır. 1991’de Oxford’daki görevini üstlenmeden önce, Boston College ve Sarah Lawrence College’ta dersler vermiştir. The Economist, The Financial Times ve The Atlantic Monthly tarafın- dan 2009’un en iyi kitaplarından biri olarak anılan The Arabs: A History (Penguin and Basic Books, 2009, 2017) kitabının yazarıdır. Yeni kitabı, The Fall of the Ottomans: The Great War in the Middle East (Penguin and Basic Books, 2015), The Economist ve The Wall Street Journal tarafından 2015’in en iyi kitaplarından biri olarak anılmış ve Britanya Ordusu 2016 Yılının Askeri Kitabı olarak ödüllendirilmiştir. The Fall of the Ottomans’ın Endonez- yaca çevirisi, 2017 Cakarta İslami Kitap Fuarında, İslami Kitap Ödülünü almıştır. Çalışmaları on yedi dile çevrilmiştir.

    Rogan’ın, ona Kuzey Amerika’daki Ortadoğu Çalışmaları Der- neği’nin (MESA) Albert Hourani Kitap Ödülünü ve Türkiyat Çalışmaları Derneği’nin Fuad Köprülü Ödülünü kazandıran Frontiers of the State in the Late Ottoman Empire’ın da dahil olduğu (Cambridge University Press, 1999) önceki çalışmaları, The War for Palestine: Rewriting the History of 1948 (Cambridge University Press, 2001, 2. baskı 2007; Avi Shlaim ile birlikte) ve Outside In: On the Margins of the Modern Middle East’dır. (I.B. Tauris, 2002).

    financially supported by

  • © 2017 Erscheinungsort: Bonn Herausgeber: Max Weber Stiftung – Deutsche Geisteswissenschaftliche Institute im Ausland, Bonn Redaktion: Orient-Institut Istanbul (Dr. Zaur Gasimov) ISSN (online): 2192-5291 ISSN (Print): 2192- 6816 Cover Design: Dorothea Nold

    Dieser Aufsatz ist unter folgender Adresse online verfügbar:

    Bu eserin Türkçe versiyonunu internetten ulaşabilirsiniz

    http://www.oiist.org/?q=de/node/33

  • Pera-Blätter 33

    ORIENT-INSTITUT ISTANBUL

    Eugene Rogan

    Büyük Savaş’ın Osmanlı

    Cephesindeki Esirleri

    Çevirmen: Dr. Hasan Aksakal

  • Eugene Rogan

    Büyük Savaş’ın Osmanlı Cephesindeki Esirleri1

    Savaş bitti. Hani nerede yurduna dönecekler? Gelmedi yiğitler, tutsak kaldılar. Yad ellere düştüler, kurtar onları ya Rab. Kimi yaylak kimi kışlakta kaldı.2

    Büyük Savaş’ın Osmanlı cephesinde, çatışmanın her iki tarafından da yüz binlerce asker, vazifelerini savaş esiri olarak sürdürdü. Hayatları, siperlerle aralarındaki mesafe dolayısıyla hiç de daha güvenli değildi. Esirler, teslim olma anından itibaren mücadele edilen şeylerin ölümcül bir birleşiminin insafına kalmıştı: Elinde esir düşülen düşmanlar, unsurlar ve hastalık.

    Savaşan güçlerin her biri için, esirler bir mesuliyetti. Yaralı esirler, aşırı yoğunluktaki hastanelerde sınırlı tıbbi kaynaklara ulaşmak için kendi yaralılarıyla yarışıyorlardı.

    1 Bu makale ilk olarak “Recruiting Prisoners: The Ottomans and

    the British in the First World War” başlığıyla, 1 Aralık 2015’te, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde ders olarak sunulmuştur.

    2 Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda, Türkiye’nin Çorum yöresin- den bir türkü Bk. Yücel Yanıkdağ, Healing the Nation: Prisoners of War, Medicine and Nationalism in Turkey, 1914-1939 (Edin- burgh 2013), s. 21.

  • 2 Pera-Blätter 33

    Gücü kuvveti yerinde olan savaş esirleri, güvenlik riski oluşturacak kadar çok sayıya ulaşmadan önce, cephe hattından uzaklaştırılmak zorundaydı. Esirler, levazım subayları kendi askerlerini idame etmek için çaba sarf ederken, beslenecek daha çok boğaz ve giydirilecek daha çok vücut demekti.

    Buna rağmen, hem Osmanlılar hem de İngilizler düşman esirleri kendi savaş hedeflerine ulaşmak için kullanmanın yollarını aradı. Osmanlılar demiryolu ve yol yapımı gibi altyapı projelerine tahsis edilmek üzere sıhhatli esirlerden amele takımları konuşlandırdı. Daha sembolik olarak, hem İttifak Devletleri hem de İtilaf Devletleri, düşmanlarında dahilî cepheler açmak için hoşnutsuzluk içinde olan imparatorluk askerlerini hedefledi ve silah altına aldı. Osmanlılar, Sultan V. Mehmed’in İngiliz, Fransız ve Rus imparatorluklarına karşı küresel cihad çağrısının İtilaf Devletlerinin savaşma azmini imparatorlukları genelinde zayıflatacağını umut ederek, ele geçirdikleri Müslüman savaş esirlerini silah altına almak konusunda Alman müttefikleriyle işbirliği yaptı. İngiltere ve Fransa bu çabaları “Almanya’da üretilmiş bir cihad” olarak kınarken, İtilaf Devletleri, Arap Osmanlı askerlerini Arap İsyanında Şerif güçleriyle birlikte hizmet etmek üzere Mısır’daki ve Hindistan’daki esir kamplarında toplamak konusunda daha az çaba içinde değildi. Bu yolla, ironik bir biçimde, savaşmak için en az sebebi olan Güney Asyalı, Ortadoğulu ve Afrikalı Müslüman askerler, Büyük Savaş’ta her iki tarafa da hizmet ettiler.

    Osmanlı Cephesi’ndeki savaş esirler hakkındaki istatistikler bir hayli değişkenlik gösterir. Her belirleyici muharebeyle birlikte, başarılı ordu, zaferinin bedeli olarak sıklıkla çok sayıda düşmanı esir aldı.

  • Rogan, Büyük Savaş’ın Osmanlı Cephesindeki Esirleri 3

    Rus esareti altına giren Osmanlı mahkûmların büyük kısmı Kafkasya’daki felaket dolu yenilgiler – savaşın hemen başlangıcında Sarıkamış’ta ve 1916’da Erzurum’da – teslim oldu. Sonuç olarak, 65.000 kadar Osmanlı askeri Ruslara esir düştü. Ruslar, savaş esirlerini trenlerle Sibirya’daki kamplara gönderdiler. Savaş esirlerinin dörtte bir kadar olan kısmı henüz esir kamplarına bile ulaşmadan aşırı kalabalık yük vagonlarında öldü. Tren yolculuğundan sağ kurtulanların büyük bir kısmı da, açık alanlarda tutulmaktan ve hastalıktan öldü. “1916 yazının sonlarına doğru,” Yücel Yanıkdağ’ın tespit ettiğine göre, “Rusya’da en az 64.000 Alman, Osmanlı ve Avusturya-Macaristanlı savaş esiri zaten hastalıktan ölmüştü bile.”3

    Bir Kudüs yerlisi olan Aref Shehadeh [Arif Şehide], alayının hayatta kalmayı başaran sadece on bir üyesinden biri olarak Erzurum’da Rus kuvvetlerine teslim oldu. Anılarında çok açık ifade etmese de, 19 Şubat’ta, Rusya’nın Erzurum’u ele geçirişi sırasında neredeyse kesin olarak esir alınmış bulunuyordu. Onu esir alan Ruslar, diğer savaş esirleriniyle birlikte kendisini, yaklaşık 3500 savaş esirinin gözaltında tutulduğu Orta Sibirya’daki Krasnoyarsk cezaevine gönderdi. Aralık 1918’de yazdığı anılarında “yiyecek koşullarının ve soğuğun dayanılmaz” olduğunu dile getiriyordu. Yine de Shehadeh, bir subay olarak, hayatta kalmasını muhtemelen açıklayan, tercih edilesi bir muamele görmekteydi. Shehadeh, anılarında, esir düştüğü Rusların esirlerin idman yapmalarına, iyi havalarda futbol oynamalarına ve şiddetli kışlarda kapalı alanlara hapsolduklarında ise tiyatro yapmalarına izin

    3 Yanıkdağ, Healing the Nation, ss. 22-25.

  • 4 Pera-Blätter 33

    verdiklerini dile getirmekteydi. “Daha sonraları izin istemeksizin, diğer askerlerim için bir mizah gazetesi çıkarma imkânı buldum” diye de hatırlamaktaydı. Hatta Shehadeh esir düştükleri Ruslarla, onları Yeni Yıl Kutlaması gibi etkinliklerde evlerinde ziyaret edecek kadar, kardeşlik bağları kurdu.4

    Shehadeh’in deneyimleri, Osmanlılar tarafından esir alınan İngiliz subayların deneyimleri ile kıyaslanabilirdi. İngiliz esirlerin büyük çoğunluğu, Kut’un Nisan 1916’da kuşatılmasının ardından, Mezopotamya’da Osmanlı’ya teslim oldu. İngiliz hükümetinin Kasım 1918’de yayınlanan bir raporuna göre, Osmanlı’nın eline esir düşen 16.600 İngiliz ve Hintli savaş esirinin yaklaşık 13.700’ü Kut’ta ele geçirilmi